Özel: Türkiye baharını başlatmak için sandık başına bekliyorum!

0
4

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Edip Akbayram’ın vefat haberini büyük üzüntüyle öğrendiğini belirterek, “Edip Akbayram yalnızca şarkılarıyla hepimizin hayatında büyük iz bırakan bir sanatçı değil aynı zamanda yaşantısıyla da bizlere örnek olan bir mücadele insanıydı. Her daim işçinin, emekçinin, ezilenin hikayesini anlattı. Kendi tabiriyle ‘ezilenlerin melodik sesiydi’. Cumhuriyetin sanatçısıydı, cesaretini halktan alıyordu. O yüzden herkesin ‘hocaefendi’ diye peşinden koştuğu zamanlarda FETÖ örgütünün ödülünü reddetme cesareti gösterdi. Her dönemin insanı olmadı, her dönem insanlıktan yana oldu. Bu salonda bulunan herkes ne zaman ayağımız takılsa ayağa kalkarken hep onun bir şarkısıyla ayağa kalktı. Zaman zaman seçimleri kaybettik bir sonraki seçimler için ‘inanın çocuklar motorları maviliklere süreceğiz, güzel günler göreceğiz’ dedi. Edip Ağabey haklı çıktı. Ankara’da, İstanbul’da güzel günler görmedik mi? Edip Ağabey sana söz veriyoruz, güzel günler göreceğiz ve senin huzuruna bir kez de böyle geleceğiz” ifadesini kullandı. Özel, şunları kaydetti:

“TBMM ‘İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe aldı’ diyeceğim”

“Türkiye, geniş tanımlı kadın işsizliğinde yüzde 38’le tarihi zirvede. Kayıt dışı işlerde çalışan kadınların oranı ise yüzde 34. Bu tablo kadınların emeğinin sistematik olarak görmezden gelindiğinin, sömürüldüğünün en önemli kanıtı. Türkiye’de en önemli sorun kadına karşı şiddet. 2024 yılını 445 kadın cinayetiyle kapattık, 2025’in kısa iki ayında rakam 64’ü buldu bile. Kadınların maruz bırakıldığı şiddetin kaynağı sistemin ta kendisi. Bu ülkede ne oluyorsa bu kadınlara iyi gelmiyor. Bu konuları uzun uzun konuştuk. Meclis çatısı altında kadınlara sözümüzü bir kez daha hatırlatalım; 100 yıl önce olduğu gibi 100 yıl sonra da umut Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarındadır. İktidar olduğumuzda Meclis’e geldiğinizde gözünüzün içine bakarak bu günü hatırlatacağım ve ‘size verilen sözün mutluluğu ile çıktım, İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe aldı TBMM’ diyeceğim.

“Unutmuyoruz, unutturmuyoruz, affetmiyoruz ve hesap soracağız”

Bu olumsuz gündemi yaratan biz değiliz ama gündemde olanları yalnız bırakacak değiliz. Pazar günü Kadın Kolları Genel Başkanımızın önerisiyle Kartalkaya’daydık. Karanfilleri bıraktık, duamızı yaptık ve Bolu’da hayatını kaybeden bir aileden 8 kişiyi mezara koymuş bir dedenin yanındaydık. Bu büyük acı 40’ıncı gününde, yüreğimizde bir mum kaldı. Biz o bir mumu Soma için söndürmüyoruz, Afyon için de, Çorlu tren kazası için de, Ermenek için de söndürmüyoruz. Madımak için de söndürmüyoruz. Nerede yüreğini o mum yakmaya devam edenler varsa, ahlaklı insanlar varsa onlara söz veriyoruz; unutmuyoruz, unutturmuyoruz, affetmiyoruz ve hesap soracağız. Bir yanda rapora korsan diyen sonra mahcup olan Adalet Bakanı koltuğunda otursun. Bir yanda ’10 güne hakim karşısına çıkacaklar’ deyip suspus olan İçişleri Bakanı otursun, bütün raporlar sorumluluğunu işaret ettiği halde 78 candan sorumlu Turizm Bakanı otursun. Onları atayan Recep Tayyip Erdoğan’a şunu söylüyorum; bu işin siyaseti, bakan koruması, yandaş kayırması olmaz. O canların hesabı sorulmadan o ateş sönmez. Bunu ya hissedeceksin ya hissedenlere saygı duyacaksın.

“Yüreğimiz Madımak için yanmaya devam ediyor”

Yüreğimiz Madımak için yanmaya devam ediyor. 35 canımızı yakarak öldürenlere yapılan muamele vicdanları kanatmaya devam ediyor. İçerideki sanıklardan bir tanesinin dört yıl önce AYM’ye yapmış olduğu bir başvuru kendisi açısından sonuç verdi. Bir anda bütün Madımak katilleri açısından sonuç verdi. AYM’nin Can Atalay, Osman Kavala için verdiği kararı uygulamayanlar, Sivas katilleri için ‘iyi halden yararlanabilirler, terör örgütü üyesi değiller’ kararı üzerine aslında insanlığa karşı bir suç olduğu için zaman aşımı olmayacağı halde bazı sanıkları zaman aşımından yararlandırtanlar bu sefer de AYM kararını araçsallaştırarak bu Şubat ayı içinde 29 caniden 23’ünü serbest bıraktılar. Erdoğan zaman aşımı kararı için ‘milletimize hayırlı olsun’ demişti. Sayın Erdoğan Kartalkaya’da da, Madımak’ta da yakanlardan biz de yananlardan tarafız. Bu büyük yürek yangınlarının emsal olmaz ama bir başkası da evdeki çocuğuna ekmek götüremeyen babanın yüreğindeki yangındır. Mutfaktaki yangın, cüzdandaki yangın anaların babaların yüreklerini yakmaktadır.”

“Mübarek ramazan ayında onlarca işçi kendilerini Çayırhan’daki madene kilitlediler. Oradan çıkmıyorlar, eylem yapıyorlar. Sebebi bugün yapılacak ihale. 1987 yılında maden açıldı, gayet karlı şekilde işletilirken bundan 20 yıl önce bu maden özelleştirildi. Adeta altın yumurtlayan tavuğu kestiler. Türkiye’nin en zengin kömür yatakları yanında bir termik santral bunu bir şirkete verdiler. 20 yıl boyunca bu şirket bu madenden gayet iyi para kazandı. Olmayacak şey oldu, bir mucize oldu. Kesilen altın yumurtlayan tavuk dirildi, kümese geri girdi. Artık hepimiz için yeniden yumurtlayacaktı. Özelleştirmenin günü bitti. İşçiler 4 yıldır hallerinden memnun, buranın devlete geçmesinden mutluluğunda. Geleceğe güvenle bakarken bu iktidar bir kez daha Çayırhan’ı özelleştirmeye, altın yumurtlayan tavuğu kesmeye, bunu kendisi borçlandığında dolarla, doların enflasyonuyla, faizlerle borçlanırken milletin malını birine verdiğinde bunu Türk Lirası üzerinden 6 yıl taksitlere bölmeye niyetlendi ve 18 firma koştu teklif aldı. Madenciler yürüdüler, eylem yaptılar, açlık grevi yaptılar 4 ay önce bu işi durdular. O gün hükümetten birçok yetkili gidip sözler vermişti. Bugün özelleştirmenin ilk günü. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yöneticilerimizle ve milletvekillerimizle birlikte Çayırhan işçilerine olabilecek en büyük desteği verdik. Belediye başkanlarımız hep birlikte gittiler, kol kola yürüdüler. Bundan sonra da Çayırhan madencilerini desteklemeye, mücadelelerine omuz vermeye devam edeceğiz. Deniz Baykal’ı buradan bir kez daha rahmetle analım. 1977’de anayasaya aykırı olarak peşkeş çekilen bütün madenleri özelleştirmişti. Buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Anayasa’ya göre madenler milletindir, onları işletme görevi devletindir. Özelleştirmelerin tamamı haksızdır, hukuksuzdur. Cumhuriyet Halk Partisi gelecektir, madenler yeniden milletin olacaktır.”

“Gazetecilerin ve İstanbul Barosu’nun yanındayız”

Özgür Özel, Halk TV ve İstanbul Barosu davasına ilişkin olarak, “Çok kıymetli Suat Toktaş, Silivri’de bugün özgürlüğüne kavuşmasını umuyoruz. Serhan Asker’in, Kürşad Oğuz’un, Barış Pehlivan’ın, Seda Selek’in yanındayız. Suçları Ekrem İmamoğlu’nun uğradığı haksızlığa, her seferinde 8 bin kişi içerisinden çıka çıka aynı bilirkişi çıkmasına, bu bilirkişinin bu tesadüfü bu bilirkişiye sormak için haber yapmaya çalışan arkadaşlarımızı yargılıyorlar, kuvvetli bir heyetle İstanbul’da yanlarındayız. Dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosu’nu seçimle alamadılar, ikinci bir baro açılması için olmadık kanun çıkarttılar, başarılı olamadılar. Şimdi bir terör yaftası yapıştırarak kayyum atamaya çalışıyorlar. Baronun davası var, oradayız” diye konuştu.

“Siber Güvenlik Kanunu çıkarsa AYM’ye götüreceğiz”

CHP Lideri Özel, Siber Güvenlik Kanunu’na dair eleştirilerini şöyle yöneltti:

“Bir yandan da her türlü doğru bilgiyi sansürsüz oluşturmaya çalışanları baskı altına almak için şimdi de Meclis’e bir Siber Güvenlik Kanunu getirdiler. Cumhuriyet Halk Partisi bu çağda bir Siber Güvenlik Kanunu olması gerektiğini hep söyledi. Ancak bu kurumun hukuk çerçevesinde denetlenebilir, şeffaf, herkese güven veren bir kurum olmasını istedik. Ama AK Parti’nin getirdiği taslakta Siber Güvenlik kurum başkanını atama yetkisini cumhurbaşkanına, bu başkana da konutta, iş yerinde, kapalı alanlarda arama yapılmasının, kopya çıkarmanın ve el koyma işlemlerinin bir savcı kararı olmadan durum acil diyerek Erdoğan’ın atadığı birine bu yetki veriliyor. Grubumuz buna mücadele ediyor, direniyor. Biz de bu meselenin herkesi suçlu ilan etme, gazetecileri baskı altına alma, gerçekleri gizleme ve haksızca arama yapma yetkisinin cumhurbaşkanının atadığı birine verilmesini sonuna kadar eleştiriyoruz. Bunun için arkadaşlarımız mücadele ediyor. Kanun çıkarsa da Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz ve bunu denetim altına alacağız.”

Sabahın dördünde evini bastılar, evinde arama yaptılar

Sabahın dördünde evini bastılar, evinde arama yaptılar. Oradan güya delil topladılar. Ne kadar hukuksuz olduklarını söylüyoruz, biliyoruz herkes biliyor ama ne kadar hukuksuz olduklarını anlatmak için çok basit bir örnek. TCK değişirken oradaydım, dördüncü yargı paketi çok net biliyordum, hukukçu arkadaşlara sordum ‘elbette’ dediler. Burayı tartışmıştım. Övüne, övüne dördüncü yargı paketinde ‘artık şafak operasyonları yok, artık gece yarısı baskınları yok. Türkiye’de aramalar gündüz gözüyle yapılacaktır’ dediler. ‘Konutta, iş yerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz’ bunu yazdılar. Altına da ‘gece vakti nedir? Maddenin e fıkrasına ‘Gece vakti deyiminden güneşin batmasından bir saat sonra başlayan doğmasından 1 saat önce evvele kadar devam eden zamana gece vakti denir’ dediler. Bu hesaba göre İstanbul’da gün doğumu o gün 7.34 aramanın yapıldığı saat 04.00 ‘Avrupa’ya benziyoruz, gece aramalarını bitiriyoruz. Kanun çıkarıyoruz’ diye övünen bunlar. Bu kanuna el kaldıranlar bunlar, oraya o savcıyı atayanlar bunlar, bu aramayı yapanlar yine bunlar. Böyle yapılan bir arama ile başlayan dört gün boyunca 65 yaşında seçilmiş belediye başkanını nezarethanede tutan, dört günün son saatinde ifadesini alan, ondan sonra götürüp adliyede tutuklayan zihniyete soruyorum; bunu yapmakla iktidarda kalabileceğini düşünüyorsan avucunu yalarsın kardeşim.”

İstanbul’da 37 büyük yolsuzluk dosyasının 33’üne Soylu el koydu. Nerede o dosyalar?’

İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin AK Partiden, CHP’ye geçmesinden sonra ortaya çıkarılan yolsuzluk dosyalarının nerede olduğunu soran Özel, konuşmasında her hafta farklı belediyelerin yolsuzluklarını kürsüden aktaracağını belirtti. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Diğer taraftan Adalet Bakanı her uzatılan teybe aynı cevabı veriyor. ‘Türkiye hukuk devletidir, yasalar karşısında herkes eşittir. Herkes yasaların dediğine mahkemenin kararına uymakla yükümlüdür.’ Öyle mi Adalet Bakanı? İstanbul’u AK Parti’den aldık. 37 dosya dört başı mamur 37 büyük yolsuzluk dosyası, Süleyman Soylu denen zat o gün İçişleri Bakanı geldi, 37 dosyanın 33’üne el koydu. ‘Bu yolsuzluk dosyaları bundan sonra İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturulacak’, nerede o dosyalar? Nerede o dosyalar, birine işlem yapılmış mı? Dört başı mamur yolsuzluk dosyalarını aldı, üstüne oturdu adaletin kanını kuruttu şimdi de ortada yok. Bu rakam Ankara’da, Ankara’nın kimden alındığının ve hangi dönemin sorgulandığının da farkında olalım Melih Gökçek dönemine dair tam 97 dosya, 97 büyük yolsuzluk dosyası var kapağını açan, hesabını soran var mı? Bu yolsuzluk dosyaları üzerinden bir kelime konuşan var mı? Bundan sonra buradan konuşacağız. Ben kendimi hakim, savcı yerine koyacak değilim ama o makamda oturanlara soruyorum şöyle bir bakalım dedik belediyelerimiz, savcılıklara ne yollamışlar ne işlem yapılmış. Bir Denizli var aman Allah’ım, bir Balıkesir var utançtan yüzüne bakamazsan bu nasıl iş diye. Bir Manisa var, aman aman aman.”

154 kalemde 15.5 milyon TL’lik harcama Alinur Aktaş tarafından ödenmiş

Özel, AK Partili eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş tarafından, AKP, MHP, BBP, DSP, HÜDA-PAR, TÜGVA ve kendi seçim kampanyası için 15.5 milyon TL ödendiğini açıkladı. Savcıları göreve çağıran Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kendi imzası ile ödedikleri. Bunlara soruşturma başlatacak mısın yoksa bu millet gelip senin alnını mı karışlasın hadi bakalım” sözleriyle çağrıda bulunarak, şunları kaydetti:

”Hepsi teker teker buraya gelecek ama şimdi Bursa’dan başlayayım ve sadece özel kalem harcamalarından başlayayım. Depremde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı işi bile takdir ettik deyince, birisi demişti ki ‘yok bozuk saat yok iki’. Bakın bozuk saatin, bozuk ahlakın, bozuk vicdanın ne yaptığına bakın Bursa’nın parasıyla. Dosyadan okuyorum, harcama kalemleri altında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı’nın onay imzası var. Alaattin Köseler’in dün sorulan soruların birinde onay imzası yok. AK Parti özel buluşma harcaması, AK Parti İl Başkanlığı’na giden paketler kalemi imzalamış, AK Parti İl binasında kokteyl gideri imzalamış, AK Parti temayül yoklaması masrafları imzalamış, AK Parti Ankara’nın istediği promosyonlar imzalamış, seçim çalışması yemek gideri imzalamış, AK Parti Kadın Kolları’na yemek imzalamış, Alinur Aktaş seçim çalışması kendi kendini imzalamış. Yetmemiş HÜDA-PAR il kongresi yemek bedeli özel kalemden ödenmiş, Ülkü Ocakları yemek bedeli özel kalemden ödenmiş. Büyük Birlik Partisi yemek bedeli Bursa özel kalemden ödenmiş. Demokratik Sol Parti lansman gideri Bursa özel kalemden ödenmiş. DSP yemek gideri Bursa özel kalemden ödenmiş. TÜGVA yemek bedeli Bursa özel kalemden ödenmiş. MHP Kemalpaşa ilçe örgütü harcamaları Bursa özel kalemden ödenmiş.

Ey  Bursa Cumhuriyet Başsavcısı

Bursa’ya gelen 10 bakanın tek tek isim isim yazılı, Bursa’daki seçim çalışma masrafları Bursa özel kalemden imza ile resmen ödenmiş. 154 kalemde 15.5 milyon TL’lik harcama Alinur Aktaş tarafından, AKP, MHP, BBP, DSP, HÜDA-PAR, TÜGVA ve kendi seçim kampanyası için 15.5 milyon lira para ödenmiş. Haram zıkkım olsun demekle haram zıkkım olmuyor. Senin adına bu işi yapacak biri var Bursa’da. Ey Adalet Bakanı, Ey Bursa Cumhuriyet Başsavcısı, ey harekete geçmeyen savcıları ‘neden harekete geçmiyorsun’ diye sorgulayacak HSK. Onun başkanı Adalet Bakanı, onu atayan Recep Tayyip Erdoğan, bu sadece Bursa Büyükşehir Belediye Başkanının kendi imzası ile ödedikleri. Bunlara soruşturma başlatacak mısın yoksa bu millet gelip senin alnını mı karışlasın hadi bakalım.”

39 ürünün 36’sına astronomik zam gelmiş

“Ben buradan Anadolu’nun dört bir yanında AK Parti’ye MHP’ye oy veren TÜİK’in açıkladığı fiyatlara göre maaşlarına zam alanlara soruyorum; eğer geçen sene bugün 50 lira olan mal bugün sokakta, pazarda, markette 70 liraysa TÜİK haklı, 90 liraysa ENAG haklı. Hesabı kitabı kendiniz yapın. 100 liralık mal 140 liraya çıktı diyorlar. Ben esnafı gezdiğimde çocuk elbisesi soruyorum tam iki katına çıkmış, sucuk soruyorum iki buçuk katına çıkmış, kıyma soruyorum ‘Kıymayı bırak millet kuyruk yağı alamıyor 420 lira oldu kilosu’ diyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği pazarda Ramazan başında 39 ürüne baktık diyor. 39 ürünün 36’sına astronomik zam gelmiş. Lahananın fiyatı bir yılda yüzde 160 arttı diyor. Kabakta artış yüzde 94, limondaki artış yüzde 80 diyor ama TÜİK enflasyon yüzde 40 zammı da buna göre de yapmayın beklenti olana göre yapın yüzde 30 yapın diyor ve bugünkü şartları yaratıyorlar.

Yüzde 80’in altında çıkıyorsa Özgür Özel olarak çıkıp ondan özür dileyeceğim

Ücretsiz ve kaliteli olması gereken eğitim en büyük rant mekanizmasına dönmüş. Geçen ay eğitim masraflarındaki artış yüzde 10. Şubatta kiraya yapılacak zam oranı yani 12 aylık enflasyon ortalaması yüzde 53,8 oldu. Yoksulun en çok baktığı kalemler gıda ve ulaştırmada fiyat artışları ayın en yüksek seviyelerinde gerçekleşti. Bir de çıkmışlar ‘Enflasyon düşüyor’ diyorlar. Hayat pahalılığıyla enflasyonu aynı anda zikretmek milletin aklıyla alay etmektir. Bugün Türkiye’deki gerçek enflasyon yüzde 80’dir. Geçen sene 100 lira olan mal bugün 180 liradır. Buna inanmayan sokağa çıkacak. Buna inanmayan bunu yalanlamak isteyen Erdoğan o sıcak salonlardan çıkacak. Atadıklarına kendini alkışlattırdığı salon siyasetinden çıkacak sokağa, markete, bakkala, esnafa, çarşıya ve pazara gidecek. Pazarda vatandaşa soracak. ‘Bu geçen sene kaç paraydı bu sene kaç para?’ Yüzde 80’in altında çıkıyorsa Özgür Özel olarak çıkıp ondan özür dileyeceğim. Çıksın bakalım pazara. Hadi bakalım pazara.

Güllacın 2018 maliyeti 25 liraymış. Bugünkü maliyeti yüzde bin 320 artışla 355 lira

Geçen hafta Ramazan pidesi hesabı yapmıştık. 2002’de Ramazan pidesinin kilosu 2 liraydı bugün kilosu 80 lira. Ramazan pidesi 40 kat artmış. 2001’de 1 lira 2,5 pide alıyormuş. Yani 200 gramlık pideden 500 gram. Bugün 12,5 gram pide alıyor 1 lira. Yani tırnak kadar pide. Bir ince dilim ekmek 20 gram. 1 lira bugün 12,5 gram pide alıyor. 500 gramdam 12,5 grama gelmiş. Geçen gün Ramazanın ilk gününde Mansur Başkanımızla konuşuyoruz. Tam pide hesabını yapacağım teyzem dedi ki ‘Güllaç hesabı yap.’ Aklına Ramazan gelince güllaç geliyor. Çok mu seviyorsun dedim. Seviyordum ama nerede dedi. Ben söz verdim güllaç hesabı yapacağım diye. Bakın teyzeme Tayyip Erdoğan’ın 2018’den beri yani ‘Verin yetkiyi bu kardeşinize enflasyon nasıl düşecek, fiyatlar nasıl düşecek, doların beli nasıl bükülecek’ dediği, geldiğinde dolar 3,6 liraydı şimdi 35’lerde zorla tutuyorlar ve tutmak için dünya kadar rezerv yakıyorlar. 1 doları 1 lira yapmak mümkün diyordu saçı briyantinli ekonomi danışmanı sarayda. Verin yetkiyi görün etkiyi dediğinde bakın hesap nasılmış. 2018’de bir tepsi güllacın evdeki maliyeti yanı bugün gidip de pastaneden aldığınızda bu fiyata almanız mümkün değil. Güllacı siz yaparsanız bütün malzemesiyle 2018 maliyeti 25 liraymış. Bugünkü maliyeti yüzde bin 320 artışla 355 lira olmuş. 25 liradan 355 liraya. Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutmanın o yetkileri ona vermenin ve onu seçimde yenememenin maliyeti 25 liralık güllacı 355 liraya Ramazanda evde yapmak olmuş. Bunu Tayyip Erdoğan’ın güllaca Ramazana ve memlekete maliyetidir. Bunu sona erdireceğiz.

Seçim sandığının başında kuyruğa girecekler ve bu kuyrukları bitirecekler

Asgari ücreti, emekli Ramazanda iftar sofrasına bir lokma et koyabilmek için buz gibi havada saatlerce kuyrukta bekliyor. Bir zamanlar Türkiye’nin etini sağlayan Erzurum’da, Van’da, Diyarbakır, Yozgat, Sakarya, Sivas’ta Et ve Süt Kurumları’nın önündeki kuyrukları Tayyip Bey görmüyor ya da kendisine göstermiyorlar. Bakın Tayyip bey, burası Erzurum. Tayyip Bey siyasi hayatı boyunca onun peşini bırakmayacak bir şey var. Bırakmadı bırakmıyor. Ah aldı o ah her gün bir başka vesileyle çıkıyor. Bülent Ecevit gibi 1974’te dünyaya kafa tutmuş, ambargo yaparız demişler dinlememiş, o ambargo yüzünden tüp kuyrukları olmuş. Tuttu o tüp kuyruklarının hesabını Bülent Ecevit’ten sormuştu. İkinci Dünya Savaşı’na Türkiye’yi sokmayıp, babasız kalmasın diye çocukları şekersiz bırakan İsmet Paşa’nın şeker karnesini, ekmek karnesini İsmet Paşa’dan sormuştu. Ne ambargo var ne İkinci, Üçüncü Dünya Savaşı var. Ama ey Erdoğan işte böyle ah alırsan ahı çıkar da bu vatandaşın zoru ne, günahı ne? Sen bu et kuyruklarını ülkede oluşturuyorsun bu vatandaşın günahı ne? Erzurum’da Yozgat’ta Diyarbakır’da Bursa’da Van’da Sakarya’da bu kuyrukları yapan Erdoğan eninde sonunda bu kuyrukta duranlar bir gün bir kuyruğa daha girecekler. Seçim sandığının başında kuyruğa girecekler ve bu kuyrukları bitirecekler.

Millet kuyruklarda ömür tüketirken Erdoğan zenginleştik masalı anlatmaya kalktı ağzına tıkıverdi vatandaş

Millet kuyruklarda ömür tüketirken Erdoğan zenginleştik masalı anlatmaya kalktı ağzına tıkıverdi vatandaş onu, bir durdu. Ülkedeki işsiz ordusu Kuzey Avrupa ülkelerinin nüfusuyla yarışıyor. İş aramaktan vazgeçenlerle birlikte 11 milyon işsizimiz var. Ve milli gelir 15 bin doları aştı diyor. Yalanın kuyruklu tarafı şu; artık milli gelirde gelişmekte olan ülkelerden kurtulduk gelişmiş ülkelere gittik diyor. Oysa milli gelirdeki Türkiye’deki görece artış gelişmekte olan ülkelerin eğrisinin tam dibinde, aynı. Gelişmiş ülkeler nerelerde geziyor bütün dünya biliyor. İskandinav ülkeleri 100 bin doları zorluyor. AB ülkeleri aşağı çekenlere rağmen 50 bin doların üstünde. Türkiye’de milli gelirdeki artış dolar üzerinden hesaplandığı için kur olması gerekenin altına çekince milli gelir hesabı 12 değil 15 çıkıyor. Zenginleştiniz sevinin diyor. Kardeşim en düşük aylık alan 3.8 milyon emeklinin yıllık geliri 4 bin 750 dolar. Söylediğinin üçte biri. 8 milyon asgari ücretli 7 bin 260 dolar yıllık milli geliri var, söylediğinin yarısı. Bu asgari ücretli dediğin arkadaşın evinde en az dört kişi var biri çalışıyor. Yani o eve girecek milli gelirin sekizde biri gidiyor yaptığın hesaba göre. yani dört kişilik bir ailede milli gelir hesabına göre olması gereken paranın sekide biri var. Dönüp utanmadan zenginleştik sevinin diyorsunuz. TÜİK’e göre nüfusun yüzde 10’u toplam gelirin üçte birini cebine koymuş. Daha da acısı halkın yarısı en zengin yüzde 5’lik kesimden daha az milli gelirden para alıyor. Toplumun yüzde 50’si ülkenin yarısı, tahmin ediyorum  bu salondakilerin neredeyse hepsi onların temsil edildiği kimseler, toplumun yüzde 50’si en zengin yüzde 5’ten da ha az alıyor milli gelirden. Ve buna zenginleştik sevinin diyor. Buna sadece ve sadece vergi almayıp bütçeye onlar için 701 milyar lira para koydukların, her ihaleyi verdiklerin senin beşli çeten değil 40 haramilerin sevinir. Bu salonda da sokakta da buna sevinecek kimseyi bulamazsın.”

Toplantı salonunda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 600 kadın yer aldı. İYİ Parti’den 16 Kasım 2023 tarihinde istifa eden Bağımsız Ankara Milletvekili Adnan Beker, CHP’ye katıldı. Adnan Beker’e rozetini CHP Genel Başkanı Özgür Özel taktı. Böylece CHP’nin milletvekili sayısı 134’e çıktı.

 

Özel, Adanan Beker’i kürsüye davet ederek şunları söyledi:

“CHP ailesi büyümeye devam ediyor. ‘Baba ocağının kapıları açık’ dedik. Baba ocağına ihtiyaç duyan baba ocağına gelmek isteyen herkes için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan CHP’nin kapıları açık dedik. Büyümeye güçlenmeye devam ediyoruz. Bugün de grubumuz Ankara ikinci bölgedeki gücümüze güç katmak üzere grubumuza katılacak olan Ankaralı iş insanı, uzun yıllar sivil toplum ve yerel yönetim tecrübesinde bulunmuş, bugün Ankara’nın tüm odalarının çok önemli kuruluşlarının başkanlarının yol arkadaşlığıyla birlikte buraya gelmiş sevgili Adnan Beker’i baba evine katılmak üzere ve İl Başkanımızı buraya davet ediyorum.

İl Başkanımıza ikinci bölgedeki tüm milletvekillerimizle birlikte, Adnan Beker’le birlikte ikinci bölgeyi sıkı bir çalışma için emanet ediyorum. Grubumuzda seveni çok, sevmeyeni yok. Adnan Beker ayrıca grubumuza sevgili Mansur Başkan’ımızın da emanetidir. Onlara emanet ediyorum.”

Adnan Beker: “Buradayım çünkü birlik ve beraberlik içinde bir şeyleri değiştirebileceğimize inanıyorum”

Beker ise şöyle konuştu:

“Başta beni baba ocağına davetleriyle onurlandıran Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel olmak üzere bu süreçte yanımda olan tüm milletvekillerimize ve partililerimize teşekkür ediyorum. Bugün burada sağ siyasetinde tecrübelerim ve kurduğum hayallerimle bulunuyorum. Buradayım çünkü birlik ve beraberlik içinde bir şeyleri değiştirebileceğimize inanıyorum. Buradayım çünkü zorluklarla boğuşan, gariban, üretemeyen çiftçinin, siftah yapamayan esnafın sesi olmaya inanıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde birlikte çalışacak birlikte mücadele edecek ve inşallah partimizi hep birlikte iktidara taşıyacağız. Bu vesileyle mübarek Ramazan ayımızı ve siz değerli kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.”

Reklam Alanı