Karamollaoğlu ve Davutoğlu grup toplantısında açıklamalarda bulundu!

0
2

 

 

Karamollaoğlu ve Davutoğlu'ndan 'Gazze' tepkisi! Avrupa'nın tarihi sorumluluğu varsa bedelini Filistinliler ödeyemez

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM grup toplantısında “İsrail’le ilgili ambargolar bütünüyle geri gelmeli. Bizim hükümetimiz de elden ele dolaşıyor halkı İsrail’i destekleyen firmaları boykota çağırıyor değil mi? Ya arkadaşlarımız çıkardılar, o firmalardan bir çoğu Oracle dahil kamu ihalelerine gidip devletten para alıyorlar. Duydum ki, TBMM Başkanı da Coca Cola boykotuna başlamış, arkadaşlar bırakın bırakın, şovu bırakın. Boykotu bu halk yapar. Siz devlet olarak İsrail’e destek veren firmalara gerçekten bir müeyyide uyguluyor musunuz? Çıkarın listeyi, şu firmalar devlet ihalesine giremez, kamu kurumlarında şube yer açamaz Starbucks gibi, öğrenci yurtlarına giremez, üniversitelere giremez, devletin denetimindeki hiçbir yere bu ürünler girmeyecek diye karar deklere edin, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gece yarısı yayınlayın. Halk da bilsin ki ‘siz protesto ediyorsunuz biz de edelim’ desin” dedi.

Saadet Partisi- Gelecek Partisi ortak TBMM grup toplantısı bugün yapıldı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu toplantıda şunları söyledi:

BUNLARA TARİHİ ÖĞRETMEK LAZIM

“Tarihi kopuk kopuk okuyan bir Arap ne kadar yanılıyorsa tarihi kopuk kopuk okuyan bir Türk de o kadar yanılıyordur. Bunlara tarihi öğretmek lazım… Şimdi karşımıza çıkmış ‘bize ne Gazze’den…’ Git bunu, sağ olsa da Mustafa Kemal’e sorsaydı, Ali Fuat Paşa’ya sorsaydı ‘ne işiniz vardı Filistin’de Gazze’de’ diye? Sorabilir misin? Bütün Doğu Akdeniz’in bütün limanlarına bütün çevresine donanmalar dizilmiş ‘Ne işimiz var Gazze’de…’

MESELE SADECE MÜSLÜMANLIK MESELESİ DEĞİL İNSANLIK MESELESİ

Bunlar da sol gelenek içinden geldiğini söyleyip Filistin meselesi ile ilgili görüş beyan ediyor. İsimlerini vermek istemiyorum. Hepsi kendilerini bilirler. Geçen gün birisi televizyonda ‘Zaten Davutoğlu’nun bu mantığı ile Orta Doğu’da sıkıntı yaşadık’ diyor. Mesele sadece Müslümanlık meselesi değil insanlık meselesi. Onlara da büyük bir şairden bahsedeceğim. Mahmut Derviş, Filistin şairi bilinir. Daha 7 yaşındayken sürgün edildi 1948’de Batı Şeria’da… Filistin deyince akla o gelir. Ben kime benzetiyorum biliyor musunuz? Bu solcu geçinenlere söylüyorum. Biraz şiir biraz tarih okuyun ondan sonra Filistin’i konuşalım. Nazım Hikmetle… Aralarındaki fark şudur, Nazım Hikmet kendi ülkesindeki otoriter bir rejimle muhalefet yaşadı. Ama Kuvayi Milliye’yi yazdı, Memleketimden İnsan Manzaraları’nı yazdı. Bu toprağa aitti. Bir baskı gördü Sovyetler Birliği’ne gitti. Orada da tam kendi isteğini bulamadı. Çileli bir hayat. İşin ilginci, Mahmut Derviş işgal edilmiş bir toprakta işgalcilere karşı bunları yazdı. 2002 Uluslararası Nazım Hikmet ödülünü aldı.

Davutoğlu grup toplantısı'nda konuştu

Davutoğlu Filistinli şair Mahmut Derviş’in “Yürüyenler Eğreti Sözler Arasında” şiirini okuyarak, “Sanki bunu okuyunca bana saldıran, bizi savaş düşkünü olarak takdim etmeye çalışan birtakım tatlı su solcuları var ya onlara hitap eder gibi. Diyor ki ‘Siz gidin danslı, yemekli akşam partisine’ sonra akşam partisinden sonra açın CNN ınternatıonal’ı dinleyin İsrail propagandasını ve ertesi gün ‘Ahmet işine bak’ gibi bana mesaj yazın öyle mi? Sizin hepinizle hesaplaşmaya hazırım. Çünkü sizde tarih bilinci olmadığını da biliyorum siz de kimlik bilinci olmadığını da biliyorum siz de insani vicdan olmadığını da biliyorum.

Davutoğlu, şair Nazım Hikmet’in “Kız çocuğu” şiirini de okudu. Davutoğlu, “Eminim Nazım Hikmet yaşasaydı bunlar gibi davranmayıp Gazzeli kız çocuklarına sahip çıkardı. Bunlar gibi tatlı su solcuları olmazdı o. Gazzeli çocuklar vicdan kapımızı çalıyor susan vicdansızdır. Teslim olan vicdansızdır. Bütün bu şartlarda ‘ateşkes erken’ diyenler vicdansızdır.

İSRAİL’LE NORMALLEŞME DERHAL DURDURULMALI

İsrail’le normalleşme derhal durdurulmalı. 1967 savaşı sonrası İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İsrail’le ilgili ambargolar bütünüyle geri gelmeli. Bizim hükümetimiz de elden ele dolaşıyor halkı İsrail’i destekleyen firmaları boykota çağırıyor değil mi? Ya arkadaşlarımız çıkardılar, o firmalardan bir çoğu Oracle dahil kamu ihalelerine gidip devletten para alıyorlar. Duydum ki, TBMM Meclis Başkanı da coca cola boykotuna başlamış, arkadaşlar bırakın bırakın, şovu bırakın. Boykotu bu halk yapar. Siz devlet olarak İsrail’e destek veren firmalara gerçekten bir müeyyide uyguluyor musunuz? Çıkarın listeyi, şu firmalar devlet ihalesine giremez, kamu kurumlarında şube yer açamaz Starbucks gibi, öğrenci yurtlarına giremez, üniversitelere giremez, devletin denetimindeki hiçbir yere bu ürünler girmeyecek diye karar deklere edin, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gece yarısı yayınlayın. Halk da bilsin ki ‘siz protesto ediyorsunuz biz de edelim’ desin. İsrail’in bölgede tümüyle izole edilmesi lazım. Hava sahalarını kapatın. Petrol sevkiyatını durdurun. Batılı ülkelere net bir tarih verin ve soykırımın durdurulmaması halinde 1973 petrol ambargosu benzer uygulamalara gideceğinizi söyleyin. İnsani yardımlar için Sina’nın BM tarafından güvenli bölge ilan edilmesini sağlayın. İşte arkadaşlarımız İsmaliye’den Refahiye’ye geçemediler. Gazze giriş kapısı Kerem Şalom’un BM derhal devredilmesi lazım. Bütün kontrol İsrail’de kefen bezine izin veriyor ama ilaca izin vermiyor. Soykırımla ilgili olarak uluslararası ceza mahkemesine başvuru yapılsın.

EŞ GÜDÜM HALİNDE FİLİSTİN POLİTİKASI YÜRÜTÜN

Bir kez daha hükümete ve yetkililere sesleniyorum, muhalefet ve sivil toplum ile eş güdüm halinde Filistin politikası yürütün. Biz kimseyle mutlaka şu surette görüşelim çabası içinde değiliz ama bize bari engel olmaması için yürüttüğümüz çabaların Türkiye Cumhuriyeti devleti ile koordineli yürütülmesi açısından bunu bir devlet görevi olarak görüyorum… AK Parti kitlelerine de seslenerek ifade etmek istiyorum, bizler aynı dava ve ilkeler için yola çıktık. Aynı temaları vurguları temaları işledik. Geniş muhafazakar kesimleri üzerinde yukarıdakilerin bir bildiği vardır deyip susmayın yukarıdakilerin bazen bildikleri değil, çekindikleri olabilir siz onlara ne yapılması gerektiğini gösterin. Gün yaylaya çıkma vakti değil, gün her an her nefeste Gazze için ne yapabilirim sorusunu sorma vaktidir.”

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Filistin üzerinden iktidarı eleştirerek, “Daha maalesef KYK yurtlarındaki asansörlerin güvenliğini bile sağlayamayan bir ülkenin mazlumlara güven vermesi mümkün değildir. Kendi ülkesinde adaleti tesisi edemeyenlerin, başka ülkelerde yaşadığı adaletsizliğe karşı söylediği cümlelere kimse itibar etmez. Sırf gazetecilik yapıyor diye gazetecileri tutuklarsanız, tutuksuz yargılama esasken tutuklu yargılamayı bir norm haline getirirseniz kimse sizin sözlerinizi dikkate almaz” dedi.

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

BÜTÜN DÜNYA KATLİAMLAR KARŞISINDA SUSTU SUSMAYA DA DEVAM EDİYOR

 Özellikle Filistinli mazlumların yanında olduğumuzu haykırmayı bir görev addediyoruz. Yıllardır Gazze’yi adeta açık hava hapishanesine dönüştürenler bu sessizlikten aldıkları güçle şimdi tamamen ortadan kaldırmak için adeta harekete geçtiler. 2023’ün başından bu yana 10 binden fazla Filistinli hayatını kaybetmiş. Bütün dünya bu katliamlar karşısında sustu, susmaya da devam ediyor. Diğer ülkelerin başbakanları cumhurbaşkanları Tel Aviv’e gidiyor ama bizler Gazze’ye gidemiyoruz. İşte batının iki yüzlülüğü işte İslam ülkelerinin acizliği, işte Türkiye’nin hali pür melali. Bir halk göz göre göre soykırımına uğratılıyor. İster istemez içimizden ‘sizin yere batsın sizin insan hakları ve demokrasi söylemleriniz, yere batsın normalleşme süreçleriniz, yere batsın sizin reel politik anlayışınız’ demek geliyor.

SİVİL DEDİĞİNİZ İNSANLAR KİM?

 Sivil dediğiniz insanlar kimler? Tüm Müslümanlar adına Mescid-i Aksa’ya sahip çıkanları nasıl böyle adlandırabilirsiniz? Yoksa sadece birileri gibi sadece silahlı unsurlar olarak mı adlandıracaksınız bunları… Sandılar ki İsrail duracak ve bugüne kadar uyguladığı zulme son verecek. 1948 ve 1967’yi diye Gazze’yi boşaltmayı teklif ediyorlar. BOP’un tıkır tıkır işlemesi neyse bu adımda odur. Bizim açımızdan teklif dahi edilmez, gündeme dahi getirilemez bu konu. Bu ‘Kıbrıs’tan vazgeçelim Mavi Vatan iddialarımızdan vazgeçelim işgali daha fazla büyütelim Mescid-i Aksa’yı daha fazla sahipsiz bırakalım’ demekten başka bir şey değildir. Herkes bilsin ki biz bunu asla kabul etmeyeceğiz, iş birlikçi anlayışı kökünden reddettik ve reddetmeye devam edeceğiz. Diplomatik ilişkilerle kameralar önünde sembolik sözde mesajlar verip kapalı kapılar ardında bu tür anlaşmaları kabul eden anlayışla mücadelemize devam edeceğiz. Bütün bu gelişmeler batının emperyalist anlayışını çok net bir şekilde ortaya koymuş bulunuyor. İktidara sesleniyorum. Herkes bilsin ki borç alan emir alır. ‘Kendi ihtiyaçlarını üretmeyen başkasına muhtaç hale gelir’ dedik anlamadılar. ‘Mavi Marmara ihmal edilerek maddi kalkınma mümkün değil’ dedik onu bile kendileri ortaya atmış olmasına rağmen anlatamadık. Bugün gelinen nokta ortada sadece kınamayla mitingle kınamayla durumu kurtarmaya çalışıyor arkadaşlarımız.

Temel Karamollaoğlu'ndan grup toplantısında iktidar eleştirisi - Türkiye Saati

 Açlık sınırının 13 bin lirayı, yoksulluk sınırının da 44 bin lirayı geçtiği, buna karşılık emeklinin sadece 7 bin 500 asgari ücretlinin ise 11 bin 400 liraya mahkum edildiği bir ülkenin dış politikası etkili olamaz. Daha maalesef KYK yurtlarındaki asansörlerin güvenliğini bile sağlayamayan bir ülkenin mazlumlara güven vermesi mümkün değildir. Eğri oturup doğru konuşalım, kendi ülkesinde adaleti tesisi edemeyenlerin, başka ülkelerde yaşanan adaletsizliklere karşı söylediği cümlelere kimse itibar etmez. Sırf gazetecilik yapıyor diye gazetecileri tutuklarsanız, tutuksuz yargılama esasken tutuklu yargılamayı bir norm haline getirirseniz kimse sizin sözlerinizi dikkate almaz.

BİZİM İKTİDARA DÖNÜK ELEŞTİRİLERİMİZ SADECE BUGÜNE DAİR DEĞİLDİR

 Bizim iktidara dönek eleştirilerimiz sadece bugüne dair değildir. Dünden bugüne yapılan yanlışların bugün bizi getirdiği noktayadır bizim itirazımız. Dünden bugüne satılan fabrikalaradır bizim itirazımız. Irak’a binlerce sortinin bizim topraklarımız üzerinden yapılmış olmasınadır bizim tepkimiz. Kurduğumuz cümlelerin tonunu belirleyen husus, 21 yıldır BOP’un adım adım uygulanışı ve eş başkan olarak buna ya ortak olmuş ya da olmasınadır bizim itirazımız. İsraf, rüşvet ve yolsuzluk düzeninin ülkemizi getirdiği noktayı biliyoruz. İşte 21 yıldır yükselttiğimiz itirazımızın temel sebebi bunlardır.

 

Reklam Alanı